Sitareler
O vakit bu kibir, bu hayasızlık da ne?
Şimdi örtün üstünü, kimseler görmesin;
Haramdır soyunmak, ondan başkası bilmesin.
Bir giz saklı sende El-Hakk, benim yanıldığım!
Bin bir gece hakikat diye harama sarıldığım.
Beyhude bunca acı, beyhude bunca keder...
Aklım nerde düştüyse orda oldu heder.
Anladım, âdem değildir ezelden ve ebetten.
Bilirim zamanı değil, bilirim mekanı değil.
Yol gözleyenlerden bir fukara mı halim?
-Hiç değil!
Ama bir vehme düştüm ki, bin tövbe bin haşa!
Fakat fısıltıyla anmak hakikati aşırmaktır arşa.
Öyleyse neden korkar ellerim, sukutuhayalden mi?
Yoksa sübutu mu gözler gözlerim Kalu Bela'dan beri.
Sır bu ya, bilinmez gözleri mi saadette son merhale.
Âmâ kalınır huzurunda, öyle görkemli bir hâle!
Çünkü sitareler çevrelemiş çehresini, kainat gibi,
Avare aklım ne anlar ahudan, ah, divane gibi!
Ey füruzanlar füruzanı, seninle vecde gelir tüm sema!
Zerre-i miskal kalır baki ruhum asude yurdunda.
Huzmenle lâl eder anlatmam derdimi pare pare...
Ne diye bakar durursun, yâd ellerde bulunmaz çare!
Şu şahikaların sinesinde saklı benim mabedim,
Ağlayan arkaik ağların ardında âlâ hasretim.
Duvarlarında çınlayan sesler gölgelerle karışır;
Gelme yanıma, insan mağaralarda aklını kaçırır.
-1 Ekim 2025-
Yorumlar
Yorum Gönder